Deve ile Fare |
Bir varmış, bir yokmuş. Kendini beğenen
bir fare ve arkadaşlarını kırmak istemeyen bir deve
günlerden bir gün arkadaş olmuş. Fare devenin bu huyunu
bildiği için onun yularını eline almış. O önde deve
arkada yol almışlar. Onları görenler şaşkınlıklarını
saklayamamışlar: Yuları farenin elinde olan koskocaman
bir deve!.. Deve fareyi kırmamak için itiraz etmeden
onun arkasından yürüyormuş. Fare ise kocaman bir deveye
aklınca üstünlük sağladığını düşünüyor, kendini
beğeniyor ve Ben ne yiğit, kuvvetli biriymişim. Koskoca
deveyi yularından tutmuş sürüklüyorum diyormuş.
Farenin bu kendini bilmez hali devenin dikkatini
çekmiş. Farenin çevreye caka satarak yürüyüşüne
sinirlenmiş ve ona güzel bir ders vermek istemiş.
Fare önde deve arkada bir ırmağın kenarına
varmışlar. Fare ırmağı görünce durmuş.
Deve onun
duraklayışına karşı: - Ey, dağlarda ovalarda önümde
yürüyüp bana yol gösteren yiğit fare. Sen benim yol
göstericimsin. Yürü ki ben de arkandan geleyim demiş.
Bunun üzerine fare; - Bu ırmak çok büyük.
Boğulmaktan korkuyorum, diye cevap vermiş.
Deve
ırmağın derinliğini fareye göstermek için suya girmiş.
Sular devenin ancak dizine kadar geliyormuş. Deve
fareye; - Su ancak diz boyunda. Neden bu kadar
korktun? demiş.
Fare cevap vermiş: - Dizden
dize fark var. Senin için karıncadan bizim için bir
canavar, ejderhadır. Senin için diz boyu olan su benim
boyumu yüz kere aşar.
Bunun üzerine deve; -
Öyleyse, bir daha küstahlık edip, kendini üstün görme.
Haddini, yerini bil! Kendin gibi farelerle boy ölçüş,
develerle, devlerle yarışma! demiş.
Hatasını
anlayan fare deveden özür dilemiş ve ondan aldığı dersi
bir ömür boyu hiç mi hiç unutmamış.
| |